DOĞUŞTAN PEHLİVAN
Yaşar Doğu’da Allah
vergisi bir kuvvet ve
maççılık yeteneği
vardı.O, bir büyük
sporcu, aynı zamanda
büyük bir ağabey ve asla
emekleri inkar
edilemeyecek büyük bir
antrenör ve
yöneticiydi.Hatta, onun
ölümünü takiben "Yaşar
Öldü , Türk güreşi öldü”
Sözleri adeta bir atalar
sözü gibi dilden-dile
dolaşmaya başladı.
Yaşar’ın ustası Büyük
çirişli köyünden Sami
pehlivandı.Sami Aker
olarak tanıdığımız 1.60
m boyunda ve ortalama
110 kg ağırlığında olan
bu usta ; Örgencisiyle
ilgili bilgileri bize
kavak’taki bir kahvede
şöyle anlatmıştı:
“Yaşar Doğu, henüz 11-12
yaşlarındaydı ki ,
Emirli’deki kireç
ocaklarında
çalışıyordu.Atı, arabası
yoktu.Çevrede düzenlenen
güreşlere yürüyerek
gider, çok yorgun
olduğunda 15-20 dakika
kadar rakiplerinin
altında kalarak
dinlenirdi.Sonra da üste
çıkıp rakiplerinin işini
bitirirdi.Sanki fil
ciğerine sahipti.Çok
nefesliydi..
AL
BU AYAKKABILARI
Yaşar Doğu, 1937 yılında
Ankara’ ya
geldi.Mağazaların
vitrinlerine bakarken
Celal Atik onu
gördü.Tanıştılar.Birlikte
güreş kulübüne
gittiler.Arap hoca
olarak tanınan Faik Dura
geleceğin büyük
şampiyonuna güreşmesi
için ayakkabı ve mayo
verdi.
1939 yılında Oslo’da
düzenlenen Avrupa
Greko-Romen Güreş
Şampiyonası Yaşar Doğu
için ilk sınav
oldu.Serbest güreşte
pişen, karakucak
kapışmalarında zafere
giden yolları iç-dış
tırpan, yan çapraz,
künde ile açan Yaşar,
Grekoda ne
yapabilecekti? Tıpkı
koca Yusuf gibi
düşünüyor.”Ayaklardan
tutulmadan güreşilecekte
Yaradan, bu ayakları
bize niye verdi?”diye
soruyordu.Ama, batı
taklidinde direnen spor
yöneticileri “illa da
Greko “ diye bir kere
tutturmuşlardı.
Oslo’da istenen başarıyı
gösterememesi
bundandır.Olayı hiç
büyütmeğe
çalışmıyoruz.Serbest
güreş yapan Greko’ya
dönerse aynen bu
duygular her sporcuda
oluşur.Bunu da ancak, bu
türlü yanlışlıklar
başından geçenler
bilirler.
12 Ülkeye Mensup 58
Grekoromencinin
katıldığı Oslo Avrupa
G.Romen Güreş
Şampiyonası , 25-28
nisan 1939 tarihinde
düzenlendi.Türkiye’de
sadece kavak’la Samsun
ve Ankara’yı gören bir
Anadolu yiğidi, ikinci
büyük savaş sancılarının
attığı dönemlerde
kendisini Oslo’da
bulursa ne ızdıraplar
çeker?...
HOCANIN TALEBELERİNDEN
ANILAR
YAŞAR YILMAZ
Yaşar doğu dünyada
gelmiş geçmiş en büyük
insan.Benimde hocalığımı
yaptı bulunmaza münevver
bir insan.Çok erken
kendisini
kaybettik.Dünyaya böyle
bir pehlivan bir daha
gelmez.Büyük güreşler
yapmış.Bıraktıktan sonra
türk güreşi için büyük
hizmetler yaptı.Y.yılmaz Müzahir
SİLLE ,Hüseyin AKBAŞ bizleri
bulup mindere
getirdi.her işimizle
ilgilendi.aynı zamanda
hocamız aynı zamanda
hocalığımız yaptı.Yeri
doldurulamaz Allah
rahmet eylesin.
Kilo düşerken bir anımız
oldu.Hocam dedim artık
kilo düşemiyorum düşecek
bir yerim kalmadı.Yaşar
dedi Sabret.Fin
hamamında bin say hocamı
dinledim girdim saunaya
nerde ise
bayılıyordum.Sonra soğuk
suya attılar kendime
geldim.Şampiyonluğumu
yaşar doğu ya
borçluyum.Yaşar doğunun
hayatım boyunca hiç
kimseye hakaret ettiğin
ve kötü konuştuğunu
duymadım.Bizlere ev
sahibi yapmak için çok
uğraştı.Bizim her
şeyimiz di .Türk
güreşinde yeri
doldurulamaz bir
insan.Çok erken
aramızdan ayrıldı.
MÜZAHİR SİLLE
(OLİMPİYAT ŞAMPİYONU)
1961 SENESİNDE
Rahmetli yaşar hoca
İstanbula geldi.istedi
ki
istanbuldaki şampiyonlar
bir ev sahibi olsun.Epey
dolaştı.Eyüp ün üst
tarafındaki tek katlı
bahçeli evleri
dolaştı.Ben size daha
iyi yerler bulacağım
dedi.Bir gün İstanbul
güreş ihtisas kulübüne
geldi.İdmandan çıktık
koluma girdi cebinden
bir elma çıkardı bana
verdi hiç yaptığı şey
değildi şaşırdım.O
mesafeyi çok iyi
ayarlayan büyük bir hoca
idi..Hayatımda ilk defa
gördüm.camiye gittik
namaz kıldık.Daha sonra
türbeye gittik.Dua
ettik.Müzahir hakkını
helal et Ben gidiyorum
Dedi.Hocam sanki öleceği
kendisine ayan olmuş
gibi bir hali
vardı.Hocam dedim bizim
sende ne hakkımız
olabilir helal
olsun.daha sonra ertesi
gün vefat ettiğini
öğrendim
yıkıldık.hocamızın bir
elma vermesi kolumuza
girmesi benim için büyük
bir olaydı.
1960 senesi Emirganda
kamptayız.çok susuzum
çok açım adeta
yanıyorum.Ağustos ayında
Emirgan vapur
iskelesinin tam
karşısında kafeterya
gibi bir yer
vardı.Yukarı çıktık ve
tam kenara oturduk tam
denizi seyrederken Eğil
müzahir dedi.hocam
hayırdır.. Eğil diyorum
eğil.Hocam yahu eğil
kendisine eğildi bende
eğildim.Nerde ise
masanın altına
girdik.Koca yiğit Celal
Atik Hoca ya arkadaşına
olan saygısından dolayı
ona görünmemek için
saklandı.Aslında merhaba
hocam diyebilir
merhabalaşırdı.fakat o
sporculuğun dostluğun ve
saygının en büyük
örneğini sergiledi.
MEHMET ESENCELİ (Avrupa
Şampiyonu)
Yaşar Doğu ile 1960
yılında Roma
Olimpiyatları için
Ankara ya bizi kampa
aldılar.Yaşar doğu ve
Celal Atik i orada
tanıdım.Yaşar doğu ile
ilgili bir hatıram.Biz
İran a güreş için
gideceğiz 19 mayıs
içinde idman yaptık
yolda bize nasihat
ederken.İşte İranlıları
şöyle yeneceksiniz
sizden iyi değiller
rahat yenersiniz derken
….ben çocukluğun verdiği
heyecanlan biz
İranlıları yeneceğiz ve
anasını ağlatacağız
şeklinde yanlış bir söz
ettim.Esenceli öyle
konuşma sporcuya öyle
konuşmak yakışmaz
dedi.Yaşar hocam la
ölene kadar hep
beraberdik.o Türk
güreşinde eşi bulunmaz
ve doldurulamaz bir
insandı.Çok güzel bir
ahlak sahibi idi.
GÜZEL AHLAĞIN SPORA
YANSIMASI
İnsanı çok önemli
yerlere getiren , onu
toplumda sevdiren en
önemli kriterlerden
birisi şüphesiz güzel
ahlaktır.Rahmetli yaşar
doğunun yaşadığı dönemde
çalıştırmış olduğu bütün
sporcular ile yaptığım
söyleşide onun tek
kelime dahi acı söz
etmediğini herkes
söyledi.Türk İslam
ahlakı ile bezenmiş olan
bu insan, Kafkas
törelerindeki
inceliklerinde etkisi
ile adeta toplumda çok
büyük saygı ve sevgi
gören bir şahsiyet
haline
getirmiştir.İnançlarına
son derece bağlılığı
hayatı boyunca yapmış
olduğu bütün
müsabakaların hepsine
çıkmadan önce abdest
alması 2 rekat namaz
kılarak çıkması onun
sporda inancın ne kadar
önemli bir yeri olduğu
ispatlamasına vesile
olmuştur.Hem ailesinde
müşfik bir baba, hem
çalıştırmış olduğu bütün
sporculara sevgisi ona
büyük bir saygı duyması
onun ne kadar önemli bir
insan olduğunu
ispatlamaya yeterde
artar bile.Gölbaşındaki
antrenman tesislerine
ulustan sırtına çuval
ile odun yüklenerek
gitmesi orada sporcular
gelmeden önce iğne iplik
ile sökükleri dikmesi ,
içeriyi havalandırması
gibi tevazu içinde
yapmış oldukları
hareketler bir çok
teknik adamın hiç
tenezzül etmeyeceği
şeylerdir.